• Aybala Karaköse

PELERİNSİZ KAHRAMANLAR

7,6 milyarlık dünya nüfusunun yaklaşık %54 ünü kadınların oluşturduğunu biliyor muydunuz? Bu da dünya üzerinde şu anda yaklaşık olarak 4,15 milyar kadın yani 4,15 milyar tane pas parlak, işlenmeye hazır zihin demek oluyor. ‘Kadın’ dendiğinde birçok insanın maalesef aklında canlanan ilk hatta tek tanım annelik oluyor. Annelik her ne kadar eşi benzeri görülmeyen mucizevi bir lütuf olsa da bir görev ya da zorunluluk gibi empoze ediliyor ve tarihin ilk zamanlarından beri ne yazık ki insanlığın kadına bakışı bütün dünyada bu şekilde. Yüzyıllar içerisinde kadınların zorlu mücadelelerle, eril bakış açısına karşı elde ettikleri hak ve özgürlükleri en büyük zaferlerini oluşturuyor ve bu sürece kendilerini adamış, bütün mobinglere ve yıldırma çalışmalarına rağmen kendini bilimsel alanlarda da en iddialı şekilde kanıtlamış, adlarını belki de hiç duymadığımız birçok güçlü, emekçi ve mücadeleci kadın kahramanımız bulunuyor. Şimdi dilerseniz birlikte bu pelerinsiz kahramanların, kendi hayatlarında yaşadıkları bütün zorluklara rağmen yarının kadınları, yani bizler için tohumlarını attıkları mücadelelerini inceleyelim.

DOROTHY HODGKIN (1910-1994):

Bilimde Nobel ödülü almış tek İngiliz bilim kadını Dorothy Hodgkin, dünya barışına adanmışlığı ve dünyayı bilim ve eğitime teşvik etme çabalarıyla kendi zamanında birçok insanın takdirini kazandı. 1928 yılında Oxford Üniversitesi'nin kadınlara da eğitim veren kolejlerinden Somerville College’ da kimya eğitimine kabul edildi ve buradan onur derecesiyle mezun oldu. Bilim ve eğitim hayatına bu şekilde başlayan Hodgkin’in başarılarının bu tarihten sonra ardı arkası kesilmedi. Bütün kariyeri boyunca yaptığı deneylerle insülinin yapısını keşfetmeyi ve araştırmayı amaçlayan bilim insanı, sonunda uluslararası genç araştırmacılardan oluşan bir ekiple çalışarak, bir insülin kristalinin ilk X-ışını fotoğrafını çekmesinden 34 yıl sonra, 1969'da insülinin yapısını keşfetti. Bu keşif ve yaptığı bütün araştırmalar, ona Kimya Nobel Ödülü’nü kazandırdı. Bu ödülle bütün yobaz beyinlere, bir kadının görevinin sadece evde oturup çocuk bakmak olmadığını, bilim ve teknoloji dallarında da kadınların isterlerse her şeyi başarabileceklerini gösterdi.



CLARA ZETKIN:

Marksist düşünce yapısını tamamıyla benimseyerek yaşadığı ve kendinden sonraki dönemlerin özellikle kadın işçilerine ilham olan bir önderdi Clara Zetkin. Hayatını, savunduğu siyasal görüşünü yaymaya adadı ve teorisyen, gazeteci, pedagog, barış savaşçısı, uluslararası proleter kadın hareketinin kurucusu, işçi ve emekçi kadınları sosyalist mücadeleye çağıran bir örnek olarak bu yolda her şeyi denedi. İşçilere, özellikle kadın işçilere başka bir dünyanın var olduğu yönünde umutlar vererek onları ayaklanmaya, seslerini ve güçlerini fark etmeye sevk etti. Kadın sorununun; kapitalist düzen içinde, burjuva toplumda kadınların yararına yapılabilecek reformlarla çözülebilecek, kendi başına ve tek olarak ele alınacak bir sorun olmadığını savunan Zetkin, onu, büyük sosyal sorunun bir parçası olarak değerlendiriyordu. 1907’de Stuttgart’ta düzenlenen 1. Uluslararası Sosyalist Kadınlar Konferansında, yeni kurulan uluslararası kadın sekretaryasının yönetimine seçildi. 1910’da Kopenhag’da yapılan ikinci konferansta onun öncülüğünde, eşitlik, demokrasi, barış ve sosyalizm için bir mücadele ve dayanışma günü olarak her yıl kutlanacak uluslararası bir kadınlar günü kararı alındı. Böylelikle ilk kez 1911’de, “Kadınların oy hakkını verin!” talebiyle kutlanan, 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlarının Günü doğmuş oldu. Zetkin, kelimenin tam anlamıyla son nefesine kadar çalıştı. 20 Haziran 1933’te 76 yaşında ama hâlâ genç bir komünist devrimci olarak hayata veda etti.




BENAZİR BUTTO:

Benazir Butto, 1988 yılında Pakistan devlet başkanlığı yapmış fakat çeşitli sebeplerle iktidarlığı devrilmiş bir siyasi liderdir. Harvard ve Oxford üniversitelerinde eğitim görmüştür. 1973 yılında Harvard Üniversitesi'nde lisans eğitimini tamamladıktan sonra 1977 yılında Oxford Üniversitesi’nde Uluslararası Hukuk ve Diplomasi dallarında yüksek lisans eğitimi görmüştür. 1988'de ölümünden sonra Pakistan'da, 1977 yılından beri ilk kez serbest seçimler yapılması sonucu 19 Kasım 1988 tarihinde seçimleri kazanan Butto, ilk kez bir Müslüman ülkenin kadın başbakanı oldu. Sonraki zamanlarda çeşitli suçlama ve komplolarla sürekli siyasi kariyerinin geçilmeye çalışıldı ve geri zihniyetler tarafından doğruluğu kanıtlanamayan ithamlar sebebiyle hükümeti düşürüldü.


Bu kadınlar, isimlerini dahi bilmediğimiz yüzlerce kahramandan yalnızca birkaçı. İçinde bulunduğumuz dönem ve durumda ne kadar zor olduğunu bilsek de her kadının istediği her şeyi başarabilecek gücü içinde barındırdığını tek yapması gerekenin harekete geçmek olduğunu her fırsatta hatırlamalıyız. Durmadan gelişerek ileri doğru yol almak, her yeni gelen yüzyılda kadının bir çiçek değil, güç timsali olduğunu haykırmak bizim, yani bütün insanlığın elinde. Unutmayın, tarih yerinde durup kendine bahşedilenlerle yetinenleri değil, ayağa kalkıp sesini duyuran savaşçıları sayfalarına yazar!

72 görüntüleme0 yorum

Son Paylaşımlar

Hepsini Gör