• Hande Yaprak

Mimarlık ve Soruları

Soru nedir? Evet, bu biraz garip bir başlangıç oldu. Peki şöyle düzeltirsem; ‘soru sormak’ TDK’nin sözlüğünde yazıldığı gibi ‘’bir konu hakkında bilgi edinmek üzere soru yöneltmek’’ anlamını mı taşır hayatımızda? Hayır dediğinizi duyar gibiyim; bence de hiçbir şey sözlükte yazılan anlamını taşımıyor hayatımızda. Sözlük belki bir kelimenin ya da kelime grubunun anlamını bizlere açıklıyor olabilir ancak hayatımızda neyi ifade ettiğini açıklayabilmesi pek de mümkün değil. Peki, ‘soru sormak’ nedir bizim için? Tabi biz derken, mimarlar için ya da benim gibi mimar olma yolunda olanlar için nedir ‘soru sormak’?


‘Soru sormak’ kelime grubunu düşündüğümde aklıma üç farklı alan geliyor. Bu birbirinden farklı üç alan aslında sorularla başlıyor, soruların ve cevapların değerleriyle de birbirlerinden farklılaşıyor. Peki nedir bu üç alan? Tabii ki sorularla var olan felsefe, cevaplarla yolunu bulan matematik ve hem sorularıyla hem de cevaplarıyla hayatları değiştiren mimarlık. Peki benim gibi bir öğrenci için bunlar ne ifade etti de bunun üzerine bir yazı yazma gereği duydum. Hadi başlayalım anlatmaya.




Hayatın her alanı sorularla var oluyor, merakımız da bize yol gösteriyor. Öyle ki cevapları bulma yolunda insanların kafası binlerce soruyla doluyor, şüphelerimizin ürettiği bu sorular hayatımızı değiştiriyor ve devrimler yaratıyor. Soru sormaya başlamak demek bir şeylerin farkına varmak demek. Ve bu farkındalık hayatımızı gözden geçirmemize; çevremizdeki güzellikleri ve çirkinlikleri, iyisiyle ve kötüsüyle tüm dünyayı görüp daha kaliteli hayatlar yaşamamıza olanak sağlıyor.



Soruları ve cevaplarıyla matematik hayatımızın her alanında, farklı farklı şekillerde karşımıza çıkıyor. Öncelikle günümüzün büyük bir bölümünde dört işlem haliyle sürekli boğuşuyoruz. Bir de sayıları içermeyen kısmı var ve bu kısım hayatımızda çok daha büyük bir etkiye sahip. Her gün işte, okulda, evde binlerce seçim yapıyoruz ve aslında tüm bu seçimleri de kalbimizle yapmıyoruz. Matematiği kullanıyor, analitik düşünüyor, her bir seçimi artı ve eksileriyle değerlendiriyoruz. Bu da bizi ilerideki pişmanlıklardan koruyor.


Peki gelelim her gün gördüğümüz sokakları, günümüzün çoğunu geçirdiğimiz evlerimizi, üstünden geçtiğimiz köprüyü, gezmeye gittiğimiz müzeleri, çalıştığımız o kocaman binaları, yani kısaca çevremizi, hayatımızı tasarlayan ve bunu da insanları ve dünyayı anlamak için sorduğu soruları ve cevapları ile yapan mimarlığa. Bir mimarlık öğrencisi olarak yaptığım her çalışmada, ki bu çalışmalar daha çok başlangıç seviyesinde, binlerce soru soruyorum kendime ve tasarımıma. Çünkü eğer insanların hayatında, doğada bu kadar değişiklik yapacaksak insanların neyi istediğini anlamamız ve bu dünyayı paylaştığımız her canlıyı hesaba katmamız gerekiyor. Bunu yapabilmek için sorduğumuz soruların da bir o kadar cevabı oluyor. Bu cevaplar arasından en iyisini seçebilmek, sonsuz cevap arasında boğulmadan en iyisini yapabilmek için ise sadece mimarlığın sorularını kullanmıyoruz. Yazının en başından beri bahsettiğim diğer iki disiplin mimarlıkta birleşiyor, felsefe ve matematiğin soruları mimarlığın sorunlarının çözümünde rol alıyor. Felsefe insanı ve dünyayı anlamamıza onunla empati kurmamıza yardım ederken tasarımın da insan hayatındaki rolüne ışık tutmaya çalışarak daha kullanışlı, dünyaya uyumlu ve insanları mutlu eden tasarımlar yapmamıza yardımcı oluyor. Matematik ise fizikle birlikte daha sağlam yapılar inşa etmemize yardım etmesinin dışında yine düşünme sürecimizde bize çokça yardım ediyor. Sorularımıza farklı bir açıdan bakmamıza, onları çözmek için gideceğimiz yolları belirlememize; kısacası çözüme giden yolda daha analitik düşünerek sağlıklı sonuçlara ulaşmamıza yardım ediyor.


Tüm bu yazıda bahsetmeye çalıştıklarımı toparlamak gerekirse, insan beyni tek bir konuda tek bir yolla çalışmaz. Mimarlıkta da bir tasarım için bir yolla sorularımızın cevaplarına ulaşamayız. Mimarlık hem dünyayı ve canlıları anlamayı gerektiren sorular sorarken hem de bazı kritik sorular ve o soruların cevaplarıyla tasarım sürecine devam eder. Bu sürecin devam edebilmesi de yine mimarlıktaki sorulara benzer sorular soran, soruların ve cevaplarının niteliğiyle düşünme şeklimize yol veren felsefe ve matematikten yararlanmayla daha mümkün ve sağlıklı olabilir. Sorular o kadar değerlidir ki, hayal dünyamızın sınırlarını zorlarlar ve cevaplar ise yine o hayallerin gerçekleşmesine olanak sağlarlar. Soru sorun, öğrenin, farkında olun. Sorularınızla dünyayı daha iyi bir yer yapın. Benden bu kadar. Görüşmek üzere, kendinize iyi bakın.


KAYNAKÇA


54 görüntüleme0 yorum

Son Paylaşımlar

Hepsini Gör