• Neslihan Yüksel

Marmaris


Marmaris birbirinden güzel koyları, yemyeşil ormanları ve tarihi zenginlikleriyle ülkemizdeki en eşsiz tatil beldelerinden biridir. Muğla şehrinin bir ilçesi olan Marmaris’intarihi M.Ö. 3400’lere dayanmaktadır. Tarihte Physkos ismiyle bilinen bölge Ege'nin en önemli liman kentlerindendir.

Konumu itibariyle de Ege ve Akdeniz’in birleştiği bölgede bulunur. Bu da Marmaris’ i gemilerin ve insanların çok sık kullandığı bir uğrak noktası haline getirir. Hatta Türkiye’nin büyük yat marinalarından biri olan Marmaris yat marinası burada bulunur ve bölgenin turizmine önemli ölçüde katkı sağlar. Marmaris’ de yapılacak aktivitelerin ve gezilecek yerlerin sayısı oldukça fazladır. Marmaris’in merkezi insan yoğunluğu açısından daha kalabalıktır. Buradan daha çok alım satım ve tekne turları ayarlamak gibi işlemler gerçekleştirilir. Ancak Marmarisin esas güzellikleri şehir merkezinden daha uzaklarda, çok da kalabalık olmayan masmavi koylarda gizlidir. Ayrıca siz tertemiz sularda yüzüp tatilin tadını çıkarırken beklenmedik misafirler de sizleri ziyarete gelebilir. Mesela Caretta Caretta kaplumbağaları! Marmaris Caretta Caretta kaplumbağalarının en önemli yaşam alanlarından biri olduğu için burada bir tanesiyle karşılaşma ihtimaliniz oldukça yüksek.


Görülmesi gereken en önemli yerlerden biri mutlaka Kızkumu’dur. Orhaniye'de bulunan Kızkumu bölgesi görünce insanı şaşkınlığa uğratacak cinsten bir özelliğe sahip. İnsanlar koyun ortasında, suyun üstünde yürüyebiliyor! Nasıl yani derseniz şu şekilde açıklayabiliriz: kıyıdan başlayarak koyun ortasına doğru uzanan, kırmızı kumlardan oluşmuş doğal bir yol var. Yani bu bölgeye ilk vardığınızda denizin ortasında yürüyen insanlar dikkatinizi ilk çeken şeyler oluyor. Tabii ki ilk başta çok ilginç gelse de yolda yürümeye başlayıp, yemyeşil çamların ve masmavi denizin ortasında etrafınıza baktığınızda bu şaşkınlık yerini hayranlığa bırakıyor. Bu büyüleyici mekânın nasıl oluştuğuna dair birçok efsane var. Bazıları bir kızın sevdiği adama kavuşmak için bu yolu kullandığını ve yolun bittiği yerde boğulduğunu söyler. Bazıları ise kralın kızının bir balıkçıya aşık olup onunla kaçmaya çalışırken balıkçılar tarafından okla vurulduğunu ve kız vurulunca da bu kumların kan kırmızısına dönüştüğünü söyler. Böylelikle Kızkumu bugün gördüğümüz halini alır ve hem karadan kendi aracıyla ulaşım sağlayan hem de tekne turlarıyla bu koya gelen insanları gün boyunca ağırlamaya devam eder.


Kızkumu’ndan sonra mutlaka görülmesi gereken yerlerden biri Kumlubük bölgesi ve plajıdır. Kızkumu’nun hareketliliği ve canlılığı yerini burada inanılmaz bir huzura ve sessizliğe bırakmakta. Birçok insan bu plajın varlığından haberdar değil. Bu yüzden genellikle gün boyunca tek tük insan bu sahile geliyor. Ancak burası nasıl olur da meşhur olmayabilir sorusunu insana sordurtan cinsten güzel bir denizi var. Berrak ve nispeten soğuk suyuyla bunaltıcı yaz sıcaklarında adeta bir vaha görevi görüyor. Çakıl olan plajdan denize girmek biraz zor olabiliyor. Ancak deniz o kadar berrak ve temiz ki… Kıyıdan epeyce açılsanız bile kafanızı aşağı çevirdiğinizde muhtemelen denizin dibini çok net bir şekilde görebileceksiniz. Burası gerçekten insanı bulunduğu dünyadan soyutlayacak kadar huzurlu ve güzel bir mekân.


Şimdi ise rotamızı Kızkumu’nun güneyinde yer alan Selimiye’ ye çeviriyoruz. Selimiye Köyü yıllarca, hızlıca tüketilen aşırı popüler tatil beldelerinin gerisinde kalmış ve bu şekilde kültürel dokusunu korumayı başarabilmiş, kendine has bir yer. Sahil boyunca sıralanmış minik kafe ve restoranlar daha çok ilgi görürken şehri keşfetmeye başladığınızda ara sokaklarda gizli kalmış güzel birçok restoran olduğunu göreceksiniz. Tabaklardan masa örtülerine; duvar süslerinden eşsiz mezelere kadar her şey neredeyse el emeği ve köyün kendi dokusunu oldukça güzel bir şekilde yansıtıyor. Buranın en meşhur yemeklerinden biri olan keçi peynirli baklava mutlaka denemesi gereken lezzetlerden biri. Ayrıca yerel halkın kendi elleriyle yaptığı çeşit çeşit mezeleri ve dondurmaları da denemek lazım. Doğallığıyla ve sıcacık insanlarıyla Selimiye Köyü de şüphesiz Marmaris’in gizli kalmış en güzel incilerinden biri.

Sonuç olarak Marmaris birbirinden güzel koyları, eşsiz doğası ve zengin tarihiyle ülkemizin en güzide ilçelerinden biridir. Sunduğu imkanlarla tatil anlayışını çok farklı bir boyuta taşıyor ve kendisini ziyarete gelen misafirlere eşsiz anılar yaratıyor. Bir otel tatilinden çok daha fazlasını vadeden bu huzurlu ilçeye kesinlikle vakit kaybetmeden uğramalısınız.


18 görüntüleme0 yorum

Son Paylaşımlar

Hepsini Gör